SozlerAlemi.com
07.05.2018
Hüzünlü sözler

Hüzünlü sözler: bu sayfada hüzünlü sözler, hüzünlü laflar, hüzünlü kelimeleri bulabilir sosyal ağlarda paylaşabilirsiniz.

Hüzünlü sözler-Hüzünlü laflar-Hüzünlü kelimeler

Dünya hüzün yeridir gariplerin sıkıntısı bitmez.

Söylenecek söz kalmadığında dudaktan dökülen sözdür hayırlısı.

Sükûtun da sesi var ama onu anlayacak yürek lazım.

Sıkıntılar gecedir dinlen kederlenme sabah elbet olacaktır.

Yüzün değil, hüzün görünür bazen aynada. Çeki düzen veremezsin.

Değer taşıyan tek hikaye vardır, oda bedelini sizin ödediğinizdir.

Güvenme bana! Yüzüne güler, arkandan ağlarım.

Yar ben kendimi bildim bileli hep sana aşığım hep sana deli…

Gözleri uzaklara dalan birinin, yakınlarda olmayan bir hikayesi vardır.

Şuan kalbim sıcaksa, fazla uzaklaşmış olamazsın.

Artık tüm şarkılar hüzün makamında, sensiz bu yüreğimde.

Şimdi yüreğim mi sana hesap sorsun, yoksa dökülen gözyaşlarım mı?

Eğer geceler seni sevdiğim kadar uzun olsaydı dünya güneşe hasret kalırdı…

Seni aklıma getirecek birçok şarkı varken, yanıma getirecek hiçbir şey yok.

Gözlerinin güzelliği güzel gözlü güzellerin gözünden de güzeldir güzelim…

Hüzün adres değiştirir zamanla, benden geçer, sana göçer sevdiğim.

Bir damla hüzündür kalbimden gözlerime yansıyan.

Dilerim ki mutlu ol sevgilim. Ben olmasam bile hayat gülsün sana. Günahım boynunda, ağlayan bir çift göz bıraktın arkanda.

Sen gidiyordun ben kalıyordum. Ve birden bir yağmur başladı. Her şeyin susması için.

Aşk, karın doyurmaz biliyorum. Kimse bilmez ki; karnımı değil, kalbimi doyurmak için yazıyorum.

Seninle paylaşmak istediğim çok şey vardı, en çok mutluluktan yana.

Sahip olduğum ama hep başkasınınmış gibi hissettiğim kalp sancımdın sen.

Uçurumun kenarında tutunduğum son dal sen olsan bile seni kırmaktansa kendimi uçurumdan aşağı bırakmayı tercih ederim…

Neyi erken yaşadıysam, ona biraz geç kaldım. Neye en çok çalıştıysam, ondan düşük not aldım. Sen’in kapın açıkken, ben olunmazı çaldım.

Çok solcu tanıdım ama, hiçbiri senin ki kadar kalıcı devrim yapmadı gönlümde!

Sen giderken nasıl mı çaresizdim? Anlatayım. Koskoca orman yanıyordu ve benim gözlerimden başka yerde su yoktu!

Hangisine ağlamalıyım? Hayatımı mahvedip beni bir çırpıda sildiğine mi? Onca yaptığına rağmen seni silemediğime mi?

Bir deniz düşün susuz, bir gece düşün uykusuz, bir insan düşün sevgisiz, bir bahar düşün çiçeksiz, birden beni düşün sensiz…

Ay değil mevsim değil bir ömür geçti sensiz,keşke böyle sevmeseydim ağlıyorum çaresiz.

Artık başka biri alacak yerimi. Ve biliyorum zamanla unutacaksın beni, ama son kez düşün sevebilir mi seni, benim sevdiğim gibi.

Bilinmedik bir hüzün var içimde. Bir gariplik. Ya ben fazlalık bu şehirde. Yada biri eksik…

Sevdiğini kaybeden insanın, gülümsemesinde bile bir hüzün vardır.

Yerlisi değilim ben bu acının. Şartlar öyle gerektirince sonradan yerleştim.

Hangi mevsimin rüzgarıdır aşk? Ne yana dönsem yüzüme hüzün eser.

Misafir olarak geldi sanmıştım hüzün gönlüme. Meğer ev sahibi olacakmış bütün ömrüme…

Şart mı dudaklarımla kal demem, gözlerim çığlık çığlığa gitme diye haykırırken!

Yine başroldeyim ve yine maalesef üzgünü ben oynuyorum.

İhtiyacım olan neydi biliyor musun? Bir papatya yaprağı daha!

Peki başka bir ekleyeceğin var mı bay ‘hüzün’? Az sonra yatacağım ben.

Her insanın aynalara göstermediği bir yüzü ve kimseye söylemediği bir hüznü vardır… (Robin Sharma)

Ruhumuz, hüzünlü ve kırgın. Bazılarımız hâlâ gülmeyi gurur sanıyor..

Ben sadece yoldum. Ama sen beni hep kaybettin!

Başıma gelmez dediğim onca şeyi yaşadım da, kalbime değsin istediğim, elini bile uzatmadı!

Gönülde şimdilik keder var ey neşe! Şimdi gelme, bir yerde misafir üstüne misafir olmaz!

Hadi yalnızlığını idam et bakalım, son arzusunu yerine getirebilecek misin?

Bazen bu yüreğe bu kadar acı fazla deriz kendi kendimize. Ama hata bizde; küçücük yürekle kocaman sevmişiz, ne haddimize.

Her yatak tuzludur biraz, ya terin tadını tatmıştır ya da gözyaşlarının.

Sevdiğim bütün yüzleri üst üste koyduğumda bile onun yüzü kadar güzel bir şey çıkmıyordu ortaya.

Hüzün uzaklara ait olup yakınlarda hapis olmaktır.

Bazen üzüntüler, gözyaşlarının uzanamayacağı kadar derindedirler.

Ne garip bir yol bu dünya. Huzura yürümek isterken hüzüne takılmış gidiyoruz.

Hüzün değil bu gözlerimdeki buğu. Sadece anılara daldım da, biraz acıttı işte…

Yağmur yağıp nehirlerim taşarsa, bahar gelip çiçeklerim açmazsa ya birde yüreğimde yaram azarsa yaramı sarmaya tabibmi gelir?

Günlerdir neden susuyorsun? dedim. Seni rahatsız etmek istemedim dedi. Sustuğu her gün rahatsızdım o bilmedi!

Hayat yaşandığı kadardır. Ötesi ya hatıralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.

Şu an üzerimde sadece ince bir hüzün var… Ve ben üşüyorum.

Gelir gibi yapıp köşeden ‘U’ dönüşü yapıyor mutluluk. Bir türlü mutlu olamadık bizde, ama hala ‘U’mutluyuz.

Hüzün, yağmur, yalnızlık… Tüm malzeme hazır. Yaz bir şiir; Harcınıda sağlam karıştır ki, tutsun ayrılık!

Evet, hüzünlü bir filme ağlarım ama duygulandığım için değil aynı şeyleri yaşamaktan korktuğum için.

Sen bakma benim bu kadar hüzünlü şeyler yazdığıma, ben çok gülerim. Ve gülerken hiç kimse yalan olduğunu anlayamaz.

Bir mutluluk fotoğrafı bile çektirmedi bu hayat. Kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne.

Hayatın en hüzünlü anı, mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır.

Her sabah doğan güneş bir sabah doğmaz oldu…Elleri ellerimden kayıp giden yıldız oldu…Giderken bıraktığın tüm renkler siyah oldu…

En sevdiğim mevsime geldik; Yapraklar sararacak, gök gürültülü yağmurlar yağacak. Sonbahar, hüzündür. Hüzün ise, ben demektir.

Kim bilir, şimdi hangi duygu limanın da yüreğin… Sevinç mi, hüzün mü? Bilmem… Takvimler yitik, mevsimler rehin… Bahar mı, güz mü? Bilmem.

Keşke çocukken fazla mutlu olmayıp birazını da bu zamanlara saklasaydım. Lazım oluyor bu günlerde.

Biraz da sessizliğim konuşsun, harfsiz bir dil bulalım içimizde, sadece ikimizin anladığı bir hüzün olsun içinde!…

İnanıyorsan savunduklarına, arkasında duracaksın…Gerek yol cellada çıkarıldığında darağacına tabureye sen vuracaksın!

Bir damla gözyaşı olmak isterdim; gözlerinde doğmak, yanaklarından süzülmek ve dudaklarında ölmek için…

Sana bir gül sundum kokla ama soldurma. Sana ömrümü sundum yaşa ama harcama. Sana kalbimi sundum sev ama parçalama.

Ağlasam çizgi çizgi, gözyaşlarım sana değilmiş gibi, beklesem, zamansız, dünsüz, yarınsız gelmeyişini, silinmiyor hüzünlerim, seni seviyorum.

Gönlümde özlemler, arzular yarım kederler geçiyor şimdi her anım boşlukta çaresiz kaldı kollarım senden ayrılıpta gittiğim o gün…

Hayat yaşandığı kadardır. Ötesi ya hatıralarda bir iz, ya da hayallerde bir umuttur.

Başını cama yaslama öyle, düşünme derin derin, aşk bu; mahveder insanı mesutken bak ben ağlıyor muyum her şeyimi kaybetmişken.

Bir gün gözlerin bir noktaya dalarsa, bilki o gün seni düşündüğüm gündür. Bir gece yarısı tireyerek uyanırsa, bilki o gün resmini öptüğüm gündür.

Mavi giyer deniz olursun, pembe giyer rüya olursun, yeşil giyer bahar olursun. En güzeliyse beyaz giyer benim olursun.

Hatırlamak gönül dağındaki gül kadar güzel ise , unutulmak hüzün dağındaki diken kadar acıdır.

Zaman gelir yollarına kar yağar,etrafını hüzün bulutları sararsa,ne zaman bir dosta ihtiyaç duyarsan dost olabildiğim kadar buradayım.

Şimdi sana uzağım belli mi olur belki sıcak bir gülüşle gelirim aklına, ılık bir yağmurla yağarım şehrine, belki deli bir rüzgarla eserim yüreğine.

Yaşamak özlemsiz, özlem sevgisiz, sevgide sensiz olmaz. Unutma! Sevmek daima beraber olmak değil,sen yokken bile seninle olabilmektir.

Adına şarkılar yazmadım diye resmini yollara çizmedim diye sanma ki sevgilim seni sevmedim.

Bütün insanlar ay gibidir. Ve herkesin hiç kimseye göstermediği karanlık bir tarafı vardır.

Ne zaman sağır ressam kristal bir zemin üzerine düşen yağmur damlasının sesini çizerse seni o zaman unutacağım.

Ay değil, mevsim değil, bir ömür geçti sensiz, keşke böyle sevmeseydim ağlıyorum çaresiz.

Aslında suçum yok hâkim bey bende yakmak istemezdim bu şehri ama ne yapayım üşümesin sevdiğimin elleri…

Sensizliği dinlemek sessizliği dinlemekten zor ama en zoru sensizliğin sessizliğini dinlemek…

Nerede sözler, nerede yüreğim. Ben de sevdim, sevmedim bilenim. Ver elini sonsuza, al beni dünyadan. Kalmadı sevenim!

Özledin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, şiirler yazdın. Peki, o ne yaptı? Deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.

Bazen bu yüreğe bu kadar acı fazla deriz kendi kendimize. Ama hata bizde; küçücük yürekle kocaman sevmişiz, ne haddimize.

Sen bir şey söylemeden gidersin değil mi? Hem de öyle bir gidersin ki; bırak yaşamayı insanın nefes alması bile yarım kalır.

Denizde kalem kumdan kâğıtlar yaptım: her yere seni seviyorum yazdım: ama sen aptaldın inandın: ben seni sevmedim, sana taptım.

Dikenli tellerden bir kelepçe hazırlayın takın bileklerime kanasın, asın beni o yârin gözlerine cesedim gözyaşlarıyla yıkansın.

Uykusuz gecelerimde gözyaşlarımla yazdım adını kalbime güneşsiz günlerimde kanımla suladım resimlerimizi yeniden gelirsin diye!

Hasretim senelere dönse de ne aşkına bedduam ne de sana kinim var, bin bir dert çektirsen de seni mahşere kadar sevmeye yeminim var.

Ne hüzün bitirdi beni nede üzüntün bitirdi içimdeki sevgiyi, aldatılmak varmış kaderimde olmayan aşkmış sahtekârlıklarla süslemişsin sen hayatını.

Hüzünler buldum kendimi, sensizliğin içinde tarumar oldum gezerim sokaklarda serseri, beni bıraktın ya hüzünlerimin sözleri sana be güzelim.

Hiç kimse görmesin tanımasın beni. Bu gece çekemem boş muhabbetleri. Dokunmayın bırakın kendi halime. Rüzgâr nerden eserse hesap kitap yok bu gece.

Düşün ki ben yağmur damlasıyım yere düştüm mü dağılırım düşünki ben bir kar tanesiyim güneşi gördüm mü eririm düşünki sen benimsin gittin mi ölürüm.

Seni özlemek acı çekmekse o acıyı severek çekiyorum, seni sevmek günahsa hiç çekinmeden günaha giriyorum, sana tutkun olmak ölmekse al sana canımı veriyorum.

Gel seninle Dünya’yı paylaşalım; deniz senin olsun; kumsal benim. Ay senin olsun; yıldızlar benim. Ya da gel şöyle yapalım; her şey senin olsun… Sen de benim.

Umutsuzluğu ihraç eden bir çok ülkenin herhangi bir şehrinde bıraktım seni,inzivaya çekilmiş bu hikayenin hüzün dolu tetiğini çoktan çektim, seni öldüreli çok oldu.

Bilir misin ne zor ıslak gözlerle uyumak, dokununca kanayan bir kalp taşımak, hasret dolu gözIerIe etrafa bakmak ve bilir misin ne zor bu hayatı sensiz yaşamak.

Hangi ruh duydu seni benim kadar derinden, hangi gönülde yandın böyle bir yangınla sen ya benim gözlerimdir seni bambaşka gören yada sevgimdir seni yücelten.

Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar yaşama sebebimsin dünyada su kadar ekmek kadar ayrılığın, özlemin herşeyin bir hazzı var seni anmakta güzel seni beklemek kadar…

Yıldızlar göz kırparken yalnız sandığın limanlara, maviye boya geceyi, işte o zaman yüreğinde büyüttüğün aşk tohumu çatladığında, sende öğrenirsin sevmeyi.

Gece midir insanı hüzünlendiren, yoksa insan mıdır hüzünlenmek için geceyi bekleyen? Gece midir seni bana düşündüren yoksa ben miyim seni düşünmek için geceyi bekleyen?

Hani kardelen çiçeği göğe uzanıpta çıkarırya gövdesini karın altından… Zemheri yüreğim derki, yüreğinde kardelen kadar cesaretin yoksa, kış günü aşık olma…

Uçabilir mıydı yıldızlar gökyüzü olmasa. Hiç doğar mıydı ki güneş sabah olmasa. Açar mıydı çiçekler yağmur yağmasa. Yaşar mıydım bu dünyada sevgin olmasa.

Seni ilk gördüğüm an huzurun doruklarındaydım sevincin en mükemmelini yaşıyordum, senden ayrıldığım gün ölümün acısını yaşadım sensizliği anladım.

Deniz sesimi duyar mı dağlar dinler mi anlatsam seni? Hüzünlüyüm desem çare olur mu gökyüzü salar mı bulutları peşine, ilgilenir mi rüzgar yardım eder mi seni bulmama?

Ben seni sevmeyi seviyorum. Ben seni severken sende böyle karşımda dururken, seni özlemeyi seviyorum ve böylece ölüp gitmeyi seviyorum. Bu sevgiyle tanıştırdığın için seni seviyorum.

Hayatta umudun hep gülmek olsun, birgün ağlarsan oda mutluluktan olsun, yaşayan bir kez ölür, ölen bir kez gömülür, benim sana olan sevdam ne ölür nede gömülür…

Senin için ağlayan şu gözlerimi gelip silecek misin? Her gece seni düşünen beni birgün sevecek misin? Seni bir ömür beklesem birgün bana gelecek misin? Gel ne olur sevdiğim sev ne olur benim seni sevdiğim gibi.

Birgün beni nasıl paslı bir makasla nasıl da derinden budayıp gittiğini farkettim. Yeni bir filiz veremiyecek kadar derindi kesip attıkların. Sensizlikle oluşmuş hastalığıma senin bile çare olamayacağını benim için artık çok gecikildiğini anladım.

Hüzünlü sözler görselleri:

hüzünlü sözler

hüzünlü sözler 2018

hüzünlü sözler anlamlı

hüzünlü sözler duygusal

hüzünlü sözler güzel

hüzünlü sözler kapak

hüzünlü sözler manalı

hüzünlü sözler resimli

hüzünlü sözler sevgiliye

hüzünlü sözler yeni

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.